­ SİVAS DOĞUM GELENEKLERİ | Kültür Portalı

Sivas Doğum Gelenekleri - Sivas

Gelenekler-Görenekler

Her yörede görüldüğü gibi doğacak çocuğun cinsiyeti hakkında birtakım tahminler yapılmaktadır. Bebek kadının sağ tarafında olursa erkek, sol tarafında olursa kız olurmuş. Çocuk 40 günlük olunca hamile kadın aş erir. Ekşi, tatlı her şeyi canı ister. Sık sık çocuğu düşen kadınlar iş görmezler. Hamile kadın ağır bir şey kaldırdığı zaman çocuğunu düşürür. Bundan dolayı ağır yük kaldırmazlar. Aileler erkek çocuğunu daha çok isterler. Bunun sebebi erkek çocuğunun ocağı yakması yani soyu sürdürmesi düşüncesidir. Doğumdan önce bebeğin bezi, beleği hazırlanır. Eskiden höllük elenip hazırlanır, bebeğin giyeceği köynek dikilirdi. Önceden bebekler höllükte büyütülürdü. Böyle büyüyen çocukların sağlam olduğu ve hastalanmadığı düşünülmektedir.

Çocuk doğduktan bir hafta sonra ağaç beşiğe koyulur. Doğumu ebe denilen yaşlı köy kadınları yaptırırdı. Doğum yapacak kadın oturur, dizini indirir. Ebe kadının arkasına geçer, diziyle veya eliyle kadını destekleyerek doğumun gerçekleşmesini sağlar. Çocuk doğunca, çocukla beraber eşi (göbek bağı) düşürülür. El tutmadık bir bıçak veya makasla 3 parmak ölçülerek göbek bağı kesilir ve düğümlenir. Öteki eşi de bir yere gömülür. Çocukta can olmazsa eş yakılarak, eşteki can çocuğa geçirilir ve sonra göbeği kesilir. 

Çocuk doğduktan sonra beze sarılır. Akşam doğduysa sabah yıkanır, sabah doğduysa akşam yıkanır. Bebek yağ veya pekmez çalınarak belenir, sabah tekrar yıkanır. Kadın doğum yapınca bir kişi babaya “Doğum yaptı müjde benim” diyerek duyurur. Müjde olarak para veya gömlek, eşarp gibi hediyeler verilir. Çocuğu kucağına ilk olarak ebe alır. Hazır olan höllüğe bebeği koyarlar. Doğum yapan kadına da höllük dökülür ve dinlendirilir. Sütü geldiği zaman anne bebeği emzirmeye başlar. Bebek 1 yaşına kadar anne sütüyle beslenir.

Çocuğa isim, doğar doğmaz veya 3 gün sonra verilir. Evin en büyüğü olan kişi, çocuğa isim verir. Fakat son yıllarda ismi anne-baba vermektedir. Kadın doğum yapınca komşular çocuk görmeye gelerek, kadına “geçmiş olsun” derler. Çocuğun adını sorarlar. Çeşitli hediyeler getirirler. Eskiden doğum yapan kadına kuymak denilen bir çeşit hamur tatlısı getirilirdi ve kadın onu yerdi. Her doğumda kuymak yapılır ve komşular çağrılırdı.

Yeni doğum yapmış kadın (loğusa), al basmasın diye kesinlikle yalnız bırakılmaz. Al karasının gelmemesi için çörek otu yakılır. Kadının başucuna yorgan iğnesi sokulur. Çocuğun ve annesinin başına Kuran-ı Kerim asılır. Bütün bu tedbirler bir yana

al basmasına karşı kadını yalnız bırakmamak esastır. Yeni doğum yapan kadın 3 gün sürekli yatar. Bir hafta sonra dışarıya çıkmaya başlar. Kırk basmasına karşı birtakım uygulamalar yapılır. Cenaze giderken kırkı basmasın diye, yeni doğum yapan kırklı kadın, kundağını alıp dışarı çıkar, cenazedekiler gelince geri eve girer. Çocuk kırk günlük olunca “kırklama” yapılır. Kırklamadan önce çocuk çimdirilir (banyo ettirilir).Bir eleğe ekmek konur, üstüne tuz konur. Çocuk beşiğe konur, anası da çocuğun başucunda oturur ve çocuk kırklanır. Çocuğun ilk dişi çıktığında hedik kaynatılarak komşulara dağıtılır. Buna “Diş Hediği” denir.

Kaynak: Ertuğrul ÖZKANAT Sivas İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Folklor Araştırmacısı

Görüntülenme Sayısı : 2204    Eklenme Tarihi : 25 Şubat 2013 Pazartesi    Güncellenme Tarihi : 08 Ekim 2020 Perşembe