Müzede Geç Neolitik ve Erken Kalkolitik çağlardan itibaren Tunç Çağı, Hitit, Urartu, Frig, İskit, Pers, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait on üç ayrı medeniyetin eserlerini bir arada görmek mümkündür.
Müze binasının batısında bulunan müze bahçesi içerisinde Hitit, Helenistik, Roma, Bizans, İlhanlı, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait taş eserler sergilenmektedir.
Daha önce müzenin bahçesinde bulunan ve Selçuklu Sultanı I. Mesud’a ait olan türbe içinde yer alan İlhanlılar dönemine ait 14. yüzyıldan kalma mumyalar, müze içerisinde özel bir bölümde sergilenmektedir. İlhanlıların Anadolu’daki hakimiyetleri döneminde Amasya’da nazırlık ve emirlik yapmış kişilere ve yakınlarına ait mumyaların bulunduğu bu bölüm, müzenin en ilgi çeken yerlerinden biridir.
Müzede ziyaretçilerin amatör makinelerle fotoğraf ve görüntü almalarına izin verilmektedir.
Kayı Boyu Damgalı Pencere Kanatları
Osmanlı döneminin önemli bir sancak merkezi olan Amasya il sınırları içerisinde tespiti yapılabilen tek Kayı Boyu damgası, Amasya Müzesi’ndeki bu pencere kanatlarında yer alır. Ahşap pencere kanatları üzerine işlenmiş Kayı Boyu damgası, Osmanlı coğrafyasındaki tek örnektir.
Fotoğraf: Amasya Arkeoloji Müzesi
Bu pencere kanatları, 1486 tarihli Amasya II. Beyazıt Camii’nden alınarak 2000 yılında Amasya Müzesi’ne getirilmiştir.
Kanatların her biri 208 x 67 cm ölçülerinde ve 6,5 cm kalınlığındadır. Kanatlar üçer pano halinde tanzim edilmiş, üst panolar yatay dikdörtgen, alt panolar kare ve damga motifinin yer aldığı orta panolar ise dikine dikdörtgen şeklinde yapılmıştır. Sağ kanadın üst panosunda Farsça, Kâ’betü’l-u’şşâk bâşed în mekâm, sol kanadın üst panosunda ise Her ki nâkis âmed încâ şod temâm dizesi yazılıdır. Molla Camii tarafından yazılmış olan bu beyit Konya Mevlâna Müzesi Hat Dairesi’nde yer alır ki Türkçe “Âşıklar Kâbe’sidir bu makam, buraya noksan gelen tamamlanır.” anlamına gelmektedir.
Kayı damgasının yer aldığı orta pano 92 x 46 cm ölçülerindedir. I Y I sembolleriyle düzenlenmiş olan damga, toplam 29,5 cm uzunluğunda bir alanı kaplamaktadır.
Fotoğraf: Amasya Arkeoloji Müzesi
Damganın sağında ve solunda yer alan I biçimli semboller, 8 cm yükseklikte ve 3 cm gövde kalınlığına sahiptir. Ortada bulunan Y biçimli sembol ise 13 cm yükseklikte ve yukarıya bakan kısmındaki iki uç arası da yine 13 cm genişliktedir. Kayı boyu damgası sonsuzluk prensibine göre ve ayrıca müsenna olarak da bilinen aynalı tarzda düzenlenmiştir. Söz konusu damga motifleri bu yönüyle dikkate değer bir şekilde vurgu yapılarak işlenmiştir.
Fırtına Tanrısı Teşup Heykelciği
“Bin Tanrılı Halk” Hititlerin tanrılar panteonun baş tanrısı olan Fırtına Tanrısı Teşup’un bronz heykelciğidir. Müzenin arkeoloji bölümünde, özel bir vitrin içerisinde sergilenmektedir.
Fotoğraf: Official Turkish Museums
Teşup Heykeli, 1962 yılında Doğantepe köyü Mesken Höyük'te yüzeyden 4 metre derinlikte bulunmuştur. Doğantepe köyünün bulunduğu alan Geç Neolitik-Erken Kalkolitik dönemden başlayıp Osmanlı döneminin sonuna kadar yerleşim görmüş bir höyüktür.
Fotoğraf: Amasya Arkeoloji Müzesi
Arkeoloji literatürüne Amasya Heykelciği veya Hitit Fırtına Tanrısı Teşup Heykeli olarak tanınan eser; Hititlerin Yukarı Ülkesindeki Hakmiş/Doğantepe’deki kült yerine, tapınma için getirilmiş olabileceği gibi buradaki tapınağa ait bir heykel de olabilir. Bugünkü Doğantepe köyü, antik Hitit kenti Hakmiş üzerine kurulmuştur. Hititlerin başkenti Boğazköy’e yaklaşık 150 kilometre mesafede bulunan Doğantepe, Hitit imparatorluk döneminde Kaşkaların hücumuna uğramış bir kültür merkezi olup Hitit kralları tarafından öncü bir kale olarak kullanılmıştır.
Fotoğraf: Amasya Arkeoloji Müzesi
Tunç madeninden döküm tekniğinde yapılmış olan eserin yüksekliği 21,5 cm, ağırlığı ise 1340 gramdır. Eserin kol ve bacak kısımları bulunamamıştır. Etek kısmından aşağısı da yoktur. Başında tanrısal, konik, sivri külahlı bir başlık vardır. Dudakları hafif tebessüm eder şekilde, kalın kaşlı ve badem gözlüdür. Göz çukurları boştur; ancak eserin orijinalinde göz çukurunun lapis lazuli gibi kıymetli taşlarla dolu olduğu düşünülmektedir.
Düzgün, hafif tebessüm eden, güçlü ve mağrur yüz ifadesi ve narin beden yapısı ile genç bir erkek olarak tasvir edilmiştir.
Güneş Saati
Osmanlı dönemine ait olan eser, üç kaidesi olan, konik şekilli çam kozalağı formunda, mermerden yapılmış olup ünik bir eserdir.
Fotoğraf: Amasya Arkeoloji Müzesi
Konik gövdenin yarısında on bir saatlik zaman dilimlerini gösteren kabartmalar mevcuttur. Bu kabartmaların beş tanesinin içine yarım saatleri gösteren uzun kanallı oyuklar açılmıştır.
Mumyalar
Müzede sergilenen önemli eserlerden biri de Amasya’da nazırlık görevi yapmış İşbuğa Nuyin ve Cumudar Bey'e ait mumyalardır.
Fotoğraf: Official Turkish Museums
Söz konusu mumyaların yanı sıra yine İlhanlıların siyasi egemenliğinde Amasya valiliği yapmış olan İzzettin Mehmet Pervane Bey’e, cariyesine ve çocuklarına ait mumyalar da burada yer almaktadır.
Amasya Elmalı Mozaik
Amasya Elmalı Mozaik, Yavru köyü Küpderesi mevkiinde 2013 yılında gerçekleştirilen kurtarma kazısında açığa çıkarılmıştır. Mozaiğin yer aldığı yapıdaki mimari doku ve değişikliklerden; yapının Roma döneminde kırsal villa (villa rustika) olarak inşa edildiği ve uzun yıllar kullanıldıktan sonra, Doğu Roma döneminde MS 4. yüzyılın sonlarından itibaren şapele dönüştürülerek kilise olarak kullanıldığı anlaşılmıştır.
Fotoğraf: Amasya Arkeoloji Müzesi
Bu mozaik “Amasya Misket Elması”nın günümüzden 1700 yıl öncesinde de meşhur olduğunu göstermesi açısından önemlidir.
Fotoğraf: Amasya Arkeoloji Müzesi
Aktarla Lahiti
Antik çağda genelde varlıklı kişiler, öldükten sonra zengin kabartmalarla süslü lahitler içerisinde gömülüyorlardı. Amasya Müzesi’nde sergilenen bu lahit, antik çağ lahitlerinin genel özelliklerini sergilemesi bakımından oldukça önemlidir.
Fotoğraf: Amasya Arkeoloji Müzesi
Krem renkli kireç taşından tekne ve kapak kısmından oluşan lahdin, cesetlerin konulduğu dikdörtgen şeklinde oyulmuş tekne bölümünün dış yüzeyinin bir yüzü sade bırakılmış, diğer yüzleri antik döneme ait mitolojik figür ve sahnelerle kabartma olarak bezenmiştir. Kapak ise semerdam açtı formunda, üçgen alınlıklı, köşe akroterlidir. Dar yüzlerin birinde üçgen alınlık içerisinde Kanthoros’tan meyve yiyen iki kuş figürü kabartma olarak işlenmiştir. Kapak ile lahit gövdesi, izlere göre bronz bir perçinle bağlanmıştır. Kapağın oturduğu yerden başlayan Grekçe harflerle yazılmış, üzeri kırmızı aşı boyası ile boyanmış beş satırlık bir kitabesi mevcuttur.
Fotoğraf: Amasya Arkeoloji Müzesi
Grekçe kitabede; lahit mezara “Saygı ve merhamet duygularıyla yaklaşanlar Tanrıdan iyilik görsünler; ancak kötü niyetle yaklaşanlar ve mezarı ele geçirmeye çalışanlar veya başka bir kötülük yapanlar için, bu dünya basılmaz, denizler aşılmaz olsun. Çocuklarının, özellikle de karısının hayrını görmesin, rızkı azalsın” yazmaktadır.
Mezarı antik dönem mezar soygunlarından korumak için, iki dar yüzdeki yazıtın altında, iki yanda payelerin oluşturduğu çerçeve içerisinde yer alan Gorgon’un gözleri de kırmızı aşı boyası ile boyanmıştır.
Kaynak: Amasya Müzesi