­

Genel Bilgiler

Nüfus
Yüzölçümü
Rakım
Plaka Kodu
Telefon Kodu
Trabzon’u İran-Azerbaycan’a bağlayan tarihî yol, Karadeniz kıyılarını Trabzon’un doğusunda terk ettikten sonra, Değirmendere Vadisini takip ederek, 2030 m yükseklikte Zigana Dağlarını aşıp Harşit Vadisine ulaşır. Gümüşhane ve çevresi bu yol ile kolaylıkla Bayburt’a bağlanmakta, ardından Kop Geçidi (2400 m) vasıtasıyla Doğu Karadeniz Dağlarının ikinci sırası da aşılarak Erzurum’a ulaşılmaktadır. Daha doğuda Aras Vadisinin oluşturduğu tabii yol izlenerek İran’a geçilmektedir. Bu ana yoldan, Gümüşhane’de ayrılan bir diğer yol da, güneydeki dağları Sıpikor Geçidi’ni aşarak şehri, Erzincan’a ve buradan da ülkenin diğer bölgelerine bağlamaktadır. Gümüşhane yöresinin eski tarihi ve şehrin ne zaman kurulduğu hakkında kesin bilgi yoktur. Bununla birlikte şehrin, iki defa yer değiştirdikten sonra bugünkü mevkiine yerleştiği bilinmektedir. Giriş bölümünde kısaca ele aldığımız Gümüşhane ilinin coğraf yapısında görülen farklılıklar, Gümüşhane ve çevresinin tarihsel gelişimini de önemli ölçüde etkilemiştir. Gümüşhane’de tamamen birbirinden farklı, başlıca iki önemli coğraf, kültürel ve tarihsel saha gözlemlenmektedir. Bu iki bölgeden birincisi, Gümüşhane merkez ilçenin doğu-güneydoğu yönünde yer alan Tekke ile Akçakale Köylerini birbirinden ayıran Akçakale Boğazı’ndan, kuzeyde Zigana Dağı’na kadar devam eden bölgeyi içerisine alan Aşağı Dere’dir. İkinci bölge ise, Tekke’de başlayıp Vavuk Dağı’nda son bulan alanı kapsayan Yukarı Dere’dir. Her iki bölge birbirinden bağımsız olan tarihsel bir gelişim göstermişlerdir. Aşağı Dere bölgesi kuzeyde yer alan Trabzon ilinin gösterdiği tarihsel süreçle, Yukarı Dere bölgesi ise Erzurum, Erzincan ve Bayburt illerinin gösterdiği tarihsel süreçle bağlantılı olmuşlardır. Bunu özellikle yerleşim alanlarının şekillenmesinde görebilmekteyiz. Aşağı Dere yerleşmeleri daha çok yamaç yerleşmesi olup, evler birbirinden uzaktır. Yukarı Dere yerleşmeleri ise, düzlük alanlarda kurulmuş olan tipik köy yerleşmeleri biçimindedir. Gümüşhane ve çevresinin, tarihöncesi çağları ile ilgili bilgiler oldukça sınırlıdır. Bölgenin prehistoryası ve arkeolojisi üzerine ilk bilimsel çalışmalar K. Kökten tarafından yapılmıştır. Kökten; hem Bayburt hem de Gümüşhane ve çevresinde bulunan birçok mağarada yaptığı çalışmalar sonucu bölgenin Paleolitik Çağ’ı ile ilgili veriler tanımlamayı amaçlamıştır. Bu araştırmanın sonucu Gümüşhane’de 21 doğal, 1 yapay mağara belirlemiştir. Anadolu prehistoryasındaki önemli sorunlardan biri, Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde, insanlık tarihinin önemlin bir kırılma noktasını oluşturan, göçebelikten yerleşik hayata geçilen, tarım ve hayvancılıkta evcilleştirmenin başladığı Neolitik Çağ’ın henüz belirlenememiş olmasıdır. Gümüşhane ve çevresinin Neolitik Çağı’nı da aydınlatacak yeterli bilgi ve bulgu bulunmamaktadır. Gümüşhane bölgesinin tarih öncesi çağlar içerisindeki en erken bulguları, Geç Kalkolitik Çağda başlar. Yukarı Dere olarak tanımlanan Köse-Kelkit ve Şiran’da yapılan arkeolojik araştırmalarda, bölgede Geç Kalkolitik Çağ’ın yaşandığına dair kanıtlar bulunmuştur. Gümüşhane ve çevresinde, Eski Tunç Çağı’nda önemli yerleşim alanlarına rastlanmaktadır. Bölgenin Eski Tunç Çağı ile ilgili ilk bilgiler, Bayburt ve çevresi arkeolojik yüzey araştırmaları esnasında Pulur Höyük’te çalışmalar yapan K. Kökten tarafından verilmektedir. Kökten, bölgede yaptığı çalışmalarda Bayburt/Pulur Höyük’te Eski Tunç Çağı ile ilgili seramik ve mühürleri tanımlamıştır. Gümüşhane ve çevresinde bugüne kadar yapılan arkeolojik araştırmalarda, Roma Dönemi’ne kadar bölgenin tarihine ışık tutabilecek herhangi bir yazıt elde edilememiştir. Bölge gerçek anlamda tarihi çağlarına Roma ile girmiştir. Bununla beraber, özellikle arkeolojik yüzey çalışmalarından elde edilen çanak çömlek parçalarının değerlendirilmesi ve bölgenin jeopolitik konumu ile yeraltı kaynaklarından yola çıkılarak bir takım sonuçlara ulaşılmıştır. Bölgenin tarihi çağları ile ilgili yazılı bilgilere, en erken Hitit kaynaklarında rastlanmaktadır. Hitit İmparatorluğu, Anadolu içerisinde Hayaşa-Azzi ülkesi ile siyasi mücadele içerisine girmiştir. Özellikle Hayaşalar Hititlerin Yukarı Memleket’indeki6 şehirleri tehdit ediyorlardı. Bunun üzerine Hititler, Hayaşaları, hem askeri seferlerle hem de kız alış verişine dayanan akrabalık bağlarıyla bir tehlike unsuru olmaktan uzaklaştırmaya çalışmışlardır. Ancak Hititlerin bu bölgede tam bir hâkimiyet kurduğuna dair bir belge bulunmamaktadır. Barnet9, Belli10, Zimansky11 ve Çilingiroğlu12 Karadeniz limanlarının, Urartu mallarının batıya taşınmasında kullanılan önemli bir ihracat kapısı olduğunu ifade etmektedirler. Bu anlamda Karadeniz limanlarına ulaşmak için takip edilecek ana yollardan biri de Erzurum-Bayburt-Gümüşhane üzerinden geçmektedir. Bölgenin coğraf yapısı göz önüne alındığında, derin vadilerden geçen yolun kontrol edilmesinin zorlukları açıktır. Urartu Krallığı’nın askeri ve ticari yolları kontrol altında tutmaktaki politikalarını13, Gümüşhane ve çevresinde de uyguladıklarını gösterir mimari unsurlar henüz tanımlanmış değildir. Gümüşhane ve çevresinde sıklıkla karşılaştığımız kale ve gözetleme kulelerinin, Urartu hâkimiyetinden itibaren kullanıldığını gösterir yazılı ve mimari bir kanıt da bulunmamaktadır. Fakat şunu da hemen ifade etmeliyiz ki bölgenin stratejik konumu dolayısıyla sürekli olarak dışarıdan gelen tehlikelere açık olması, kale ve gözetleme kulelerinin bölgeye hâkim olan toplumlar tarafından kullanıldığını göstermektedir. İlerleyen zaman içerisinde İskitler’in, Doğu ve Kuzeydoğu Anadolu’yu kendilerine yurt tuttuklarını görmekteyiz. Xsenophon, Onbinlerin Dönüşü’nde M.Ö. IV. yüzyılda onların dört yüz ayak eninde olan Harpasos (Çoruh) Irmağı’nın kıyısına vardıklarını, sonra İskitler’in ülkesine girdiklerini ifade etmektedir15. Böylece batıya doğru yollarına devam eden Onbinler, Kelkit Vadisi’ne girmiş olmalıdırlar. Bunun için bu dönemde, en azından Köse-Kelkit ve Şiran’ın İskit toprakları içerisinde olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Hatta Sagona16, Xsenophon’un bahsettiği Harpasos Nehri’nin Harşit olduğunu ve bu nehrin yüksek dağları takip ettiğini ve bu yolu izleyen Ksenophon’un Gymnias’a17 geldiğini ifade ederek, Gymnias’ın Gümüşhane de olabileceği üzerinde durmaktadır. İmparator Vespasianus (M.S. 69-79) döneminde gerçekleştirilen imar faaliyetleri içerisinde Roma’nın deniz üssü olan Trapezos (Trabzon) ile Satala arasında son derece önemli bir yol yapılmış, böylece Kelkit ve Çoruh Vadisine açılan bu yolla Trapezos’un hinterlandı ile bağlantıları sağlanmıştır. Bu yolla Fırat’ın batı yakasında Parthlara karşı konuşlandırılan legionlar arasında bağlantılar sağlandığı gibi, Samosata’ya (Samsat) kadar deniz yolu ile askeri güçlerin kolayca ulaşması elde ediliyordu18. Buralara yerleştirilen Roma legionları doğudan gelecek olan Parth saldırılarına karşı güneyde Melitene (Malatya), Samosata, kuzeyde de Satala’yı önemli bir stratejik konuma ulaştırmışlardır19. İlk Gümüşhane, bugünkü şehrin kuzeybatısında Canca adıyla bilinen mahalde kurulmuştur. Bu sebeple şehrin adı, Türk kaynaklarında Canca biçiminde geçmektedir20. Bütün eski kaynakların tasvirlerine göre gümüş yatakları da bu mevkide bulunuyordu. Evliya Çelebi’ye göre Büyük İskender’in hâkimlerinden Philikos tarafından bu yörede gümüş madenleri bulunduktan sonra, eski Canca Kalesi onarım görmüş ve şehrin önemi artmıştır. İskender döneminden sonra Pontus Devleti’nin, daha sonra da Roma İmparatorluğu’nun sınırlan içine giren Canca Kalesi, bu imparatorluğun ikiye ayrılmasından sonra da Doğu Roma’nın (Bizans) idari birimlerinden olan Khaldia teması içinde yer almıştır21. Bizans döneminde de fonksiyonu, işletilen maden yataklarına bağlı kalan şehre “gümüş şehri» anlamında Argyropolis adı verilmiştir22. VII. yüzyıl sonlan ile VIII. yüzyıl başlarında yöreye Müslüman Araplar gelmiş ve şehir Müslümanlarla Bizanslılar arasında birkaç defa el değiştirmiştir. Harşit Vadisi ve Canca Kalesi Selçukluların en erken ulaştığı yerler arasındadır. Tuğrul Bey döneminde Selçukluların Bizans’a karşı kazandığı ilk zafer olan Pasinler Ovasındaki savaştan sonra, Gümüşhane dolayları geçici de olsa bir süre Türklerin elinde kalmıştır23.Yukarıdaki bilgileri destekler mahiyette el-İsfehânî ve Ermeni kaynakları bilgi vermektedir. El-İsfehânî bu durumu şöyle belirtir. “H.437’de (M.1045) Türklerin Irak’a gelip, oradan etrafa dağıldıkları ilk senedir. Türkler her yere girdiler, her tarafı aldılar, içmedik su, ele geçirmedik yer, alevlendirmedik ateş bırakmadılar”24. Bu ifadelerin benzerleri Ermeni kaynaklarında da geçtiğini O.Turan ifade etmektedir: “1048 yılında İran (Türk) milletinin korkunç dalgaları Garin (İslam kaynalarında Kalikala; Erzurum) ve Pasin (Basian) Ovalarına döküldü İnsan dalgaları sel gibi memleketin dört köşesi istila etti. Batıda Haldia (Gümüşhane ve Trabzon havalisi), Kuzeyde İspir (Sper), Güneyde Muş (Daran) bölgesine ve Ağrı (Sisak) taraflarına kadar yayıldı25. Alparslan’ın Malazgirt Savaşı’nı kazanmasından sonra Erzincan yöresine hâkim olan Emir Mengücek Gazi Gümüşhane dolaylarını zapt ederek Erzincan imaretine bağlamıştır. Anadolu Selçukluları zamanında Gümüşhane, Harşit Vadisinden geçerek Maçka’ya kadar ilerleyen Melik II. Gıyâseddin Keyhusrev ve Atabeği Mübârizüddin Ertokuş kumandasındaki kuvvetler tarafından ele geçirilmiştir26. Moğol istilâsı başladıktan sonra Anadolu’nun birçok yeri gibi Gümüşhane ve çevresi de İlhanlıların hâkimiyeti altına girmiştir. İlhanlıların saltanat kavgasına düşerek kuvvetlerini kaybettikleri sırada ise Gümüşhane, komşusu Bayburt gibi Celâyirliler’in idaresine geçmiştir. XIV. yüzyılın ilk yansında merkezi, önceleri Sivas, daha sonra Kayseri olan Eretnaoğullarının hâkimiyetini tanımıştır. Ardından Kadı Burhâneddin, Akkoyunlular ve Karakoyunlular arasında el değiştirmiş, zaman zaman da Trabzon Rum Devleti’nin idaresine girmiştir. Fâtih Sultan Mehmed’in bu devlete son vermesi üzerine de Osmanlı topraklarına katılmıştır27. Fakat bu hâkimiyet uzun sürmemiş, 1467’de Gümüşhane yöresi Akkoyunlular tarafından ele geçirilmiş, Akkoyunlu hâkimiyeti 1473 yılında Fâtih Sultan Mehmed’in Otlukbeli Savaşında Uzun Hasan’ı yenilgiye uğratmasıyla son bulmuştur. Bu tarihten sonra şehir kesin olarak Osmanlı hâkimiyetine geçmiştir28. Osmanlı idaresinde Gümüşhane önceleri Erzurum, daha sonra Trabzon Beylerbeyliklerinin sınırları içerisinde bulunmuştur. Meselâ Kâtib Celebi’nin Cîhannümâ’smda şehir Erzurum’a bağlı, Evliya Çelebi Seyahatnamesinde ise Trabzon eyaleti içinde gösterilmiştir29. Canca civarında gümüş yataklarının işletilmesine Osmanlı döneminde de devam edilmiştir. Hatta burada gümüş sikkeler basıldığı da bilinmektedir. Fâtih Sultan Mehmet, madenle uğraşan halkı vergiden muaf tutarak onları gümüş madenlerini işletmeye teşvik etmiştir. Böylece madenci nüfusunda artış meydana gelmiştir. Kanuni Sultan Süleyman döneminde şehrin yerindeki ilk değişiklik gerçekleşmiş, Kanuni yeni gümüş yataklarına daha yakın olan mevkide Süleymaniye Camii adı verilen bir cami ile bu cami çevresinde elli kadar evin inşasını emretmiştir. Bu şekilde günümüzde Süleymaniye Mahallesi ya da ‘Eski Gümüşhane’ adı verilen şehrin temelleri atılmıştır. Bunun üzerine Canca sönükleşmeye, yeni kurulan ve muhtemelen bu dönemde Gümüşhane adı verilen şehir gelişmeye başlamıştır. Bu şehir, Harşit Irmağına sol taraftan akan Musalla Deresi’nin yamaçlarında ve bugünkü Gümüşhane’ye 4 km kadar uzaklıkta kurulmuş, mahalleler arazinin eğimine göre yayılmıştır. Gümüşhane’den çıkan gümüş ve bakır, hükümet tarafından satın alınarak gümüş kısmı darphaneye, bakır kısmı tophaneye gönderilmiştir. Bakırın fazlasının da dışarıya gitmemesi için, ülke içinde sarf edilmiştir. Buradan çıkan gümüş, sikke kesmek üzere ülkenin başka darphanelerine gönderildiği gibi Gümüşhane’de de sikke kesilmiştir. İsminin Gümüşhane olarak değiştirilmesine rağmen bu sikkelerde hâlâ Canca adının da kullanıldığı dikkati çeker. Kanuni Sultan Süleyman ve onun ardından gelen iki padişah II. Selim ve III. Murad da Gümüşhane’de sikke kestirmişlerdir30. Kâtib Çelebi Cihannüma’sında, Gümüşhane’den “azîm ve mâmur” bir kasaba olarak söz eder. 1647 yılında buraya gelen Evliya Çelebi de, maden yataklarının zenginliğini anlatıp bazısı kapalı, bazısı işleyen yetmiş gümüş maden ocağı bulunduğunu, bu tarihte darphanesinin çalışmadığını, fakat üzerinde Canca yazılı sikkeler gördüğünü söyler. Evliya Çelebi’nin şehri ziyaret ettiği yıllardan önce sona eren IV. Murad dönemi (1623-1640), şehrin yeni yerinde en fazla geliştiği dönemlerden biri olmuştur. XVIII. yüzyılda burada maden çıkarılması ve aynı yüzyılın ilk yarısında gümüş sikke darbı sürdürülmüştür. H.1130 (M.1718) ve H.1143 (M.1730-31) tarihlerini taşıyan sikkelerde artık Canca adının kullanılmadığı Gümüşhane isminin geçmeye başladığı görülmektedir. Şehrin önemi XIX. yüzyıla kadar devam etmiştir. Devlet idaresinin Gümüşhane’ye ve çevresindeki madenlere verdiği önem, zaman zaman buradan Tophâne-i Âmire için bakır getirilmesine, darphaneye gümüş gönderilmesine, Gümüşhane madenlerinden çıkan gümüşün dışarıya satılmamasına, buradaki madenlerin sermayesine ve madenlerde çalışan işçilere dair hükümler göndermesinden de anlaşılmaktadır. Ancak XVIII. yüzyılın ikinci yarısında III. Mustafa döneminde (1757-1774) su dolan maden ocakları Fransa’dan getirtilen aletlerle de çalıştırılamayınca, şehir canlılığını yitirmeye başlamıştır31. XIX. yüzyılın başlarına gelindiğinde maden yatakları giderek tükenmiştir. 1829 yılındaki Osmanlı-Rus Harbi esnasında, Rus kuvvetleri Gümüşhane’ye ulaşamadılarsa da çok yakınındaki Hart Ovasına kadar geldiklerinden Gümüşhane bu savaştan etkilenmiş, nüfusun ve özellikle madencilikle uğraşan gayrimüslimlerin önemli bir kısmı ülkenin başka yerlerine göç etmiştir. Bu da madenciliğin ve şehrin gerilemesine, nüfusunun azalmasına yol açmıştır. Aynı yüzyılın ortalarında yörenin ormanlarının tükenmesi sonucu yakıt sıkıntısı da buna eklenince maden işletmesi durdurulmuştur. XIX. yüzyılda maden ocaklarının önemini kaybettiği, 1847 yı- lında Gümüşhane’yi ziyaret eden Batılı seyyahlardan Hommaire de Hell’in bu konuya hiç temas etmemesinden de anlaşılmaktadır. Hommaire de Hell, Harşit Vadisinin tabanını kaplayan meyve bahçelerinden, bu bahçelerdeki meyvelerin çeşitliliğinden söz etmekte, bahçelerden toplanan armutların İstanbul’a kadar gönderildiğini yazmaktadır32. 1869’da yöreye uğrayan Theophile Deyrolle de buraya adını veren gümüşlü kurşun madenlerinin işletilmesinin hemen hemen terk edilmiş olduğunu, Gümüşhane’nin meyve ticaretinde önemli bir rol oynadığını belirterek şehirden sandıklarla Trabzon, Erzurum ve hatta İstanbul’a armut, daha yakın çevreye ise kiraz gönderildiğini belirtmektedir. O yıllarda Gümüşhane şehrinin 800 kadar haneden oluştuğunu ifade eden seyyah, meyve ticaretinden sonra önemli etkinlik olarak çanak çömlek yapımının geliştiğini ve her yıl sarı yeşil ve kırmızı sırlı 30-40.000 testi imal edildiğini yazmaktadır. Gümüşhane’de deri ticaretinin de günden güne geliştiğini söyleyen Deyrolle, şehrin pazarında az miktarda ayı, kurt, tilki, vaşak, sansar ve samur postlarının satıldığını ilâve ederek Gümüşhanelilerin avcılıktaki maharetlerini dile getirmektedir33. Tanzimat döneminde 1867 yılındaki düzenleme ile Osmanlı idari teşkilâtında eyalet sisteminden büyük vilâyet sistemine geçilince, Gümüşhane Trabzon vilâyeti içinde bir sancak merkezi haline gelmiştir. 1870 tarihli Trabzon Vilâyeti Salnamesi’ne göre şehirde 14 mahalle içinde 920 hâne bulunmakta ve bu hanelerde toplam 2357 nüfus yaşamaktaydı34. 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi neticesinde, 1878 yılında imzalanan Ayastefanos ve Berlin Antlaşmalarıyla Osmanlı diplomasisinde Ermeni meselesi ortaya çıkmış35 ve Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşayan Pontusçu Rumların ve Ermenilerin bağımsız devlet kurma girişimleri, bölgede yaşayan Türk halkına bu dönemde büyük sıkıntılar yaşatmıştır. Gümüşhane’de Ermeni nüfusu az olduğundan, Rus ordularının buraları terk etmeleri ile birlikte Ermeniler de çekilmişlerdir. Ancak bölgedeki Rumların nüfusu Ermenilere göre dikkate değer düzeyde idi. Dağdaki çeteleri yiyecek, giyecek, istihbarat açısından destekleyecek Rum köyleri mevcuttu36. Gümüşhane, Pontus Devleti sınırları içerisinde gösterildiği için, Pontusçuların bütün ülke çapında yürüttükleri teşkilatlanma, propaganda ve mücadele faaliyetlerinden önemli ölçüde etkilenmiştir. 1904 yılında Merzifon Amerikan Koleji’nde kurulan Pontus Cemiyeti, bütün Türkiye çapında olduğu gibi Gümüşhane’de de kilise ve din adamları vasıtasıyla şubeler açıp faaliyetlerde bulunmuşlardır. Halbuki bu sıralarda Gümüşhane nüfusunun çoğunluğu Türktür. 1885 yılında Gümüşhane’de 21.956 Türk, 5459 Rum, 1152 Ermeni yaşarken; 1914 yılında 29.639 Türk, 9179 Rum, 1817 Ermeni nüfusu bulunmaktaydı37. Şehir önceleri ticaret amaçlı olarak seçtiği Trabzon-Erzurum-İran transit yolu kenarını sonra da bir yönetim merkezi olarak benimsemiş, yerleşimi buraya taşımış ve böylece Gümüşhane’nin ikinci defa yer değiştirmesi gerçekleşmiştir. I. Dünya Savaşının ardından yeni şehirde, henüz resmi daireler inşa edilemediğinden idari binalar olarak Harşit Vadisinde eskiden beri mevcut yazlık konaklardan faydalanılmıştır. 1922 yılında hükümet konağı yapılınca idare burada çalışmaya başlamış, bundan sonra konut sayısı da artmıştır. 1922’de dört, beş konak ve birkaç handan ibaret olan yeni Gümüşhane zamanla büyümüş, Cumhuriyet döneminden sonra da bütün ticaret ve yönetim etkinliği Harşit Vadisinde kurulan Gümüşhane’de toplanmıştır38. İmparatorluğun sonlarına doğru Trabzon vilâyetinden ayrılarak müstakil bir sancağın merkezi olan Gümüşhane şehri, Cumhuriyetin ilk yıllarında vilâyet merkezi durumuna getirilmiştir.
...Devamını Oku
Matematik Konum
Enlem
Boylam
Özel Konum
Gümüşhane, Doğu Karadeniz Bölgesi’nin iç kesiminde, il merkezi denize 100 km mesafede yer alır. Doğusunda Bayburt, batısında Giresun, kuzeyinde Trabzon, güneyinde Erzincan illeri ile çevrilidir. İl merkezi denizden 1.153 m yükseklikte olup, Harşit Çayı’nın iki yakasında vadi boyunca uzanan bir yerleşimdir. Abdal Musa Tepesi en yüksek zirvesi olup, 3.331 m rakımdadır. İlin, merkez ilçeyle birlikte altı ilçesi vardır.     İl Kültür ve Turizm arşivi Gümüşhane Gezi Rehberi İsmail ŞAHİNBAŞ 4.Baskı/ Seçil Ofset 100.Yıl Mah.Mat-Sit Matbaacılar sitesi 4.cad.No:77 Bağcılar/İSTANBUL Ocak / 2012
...Devamını Oku
Yeryüzü Şekilleri
Adı Tür Özellikler
Abdal Musa Zirvesi Dağ 3,331 m
Çimen Dağlar(Akdağ) Dağ 2.710 m.
Gavur Dağları Ada 2.720 m - 2.970 taban yüksekliği.
Harşit Çayı Çay Harşit Çayı Karadeniz'e dökülene kadar İl sınırları içerisinde 142 km mesafe katleder.
Karaca Mağarası Mağara Denizden 1550 m yükseklikteki bu yeraltı sarayı; çok çeşitli renklerde sarkıtlar, dikitler, org desenli duvarlar, bayrak şekilleri perde damlataşları, mağara çiçekleri, mağara incileri, fil kulakları, traverten havuzları, traverten basamakları, sütunlar, mağara gülleri görünüm ve seyirleri ile görenleri büyülemektedir. Bu yeraltı sarayı, yatay yönde gelişme göstererek elipse benzeyen dört ayrı salonun birbirine birleşmesinden meydana gelmiştir. Giriş noktasından en uç nokta arası 105 m olan yeraltı sarayı, mağaranın tavan yüksekliği 18 m, toplam iç alanı ise 1.500 m3‘dür.Mağaranın doğal klima özelliği ile havası ziyaretçilerine özellikle astımlılara rahat bir atmosfer sunarak mağara turizmi yanında sağlık turizmi yönünden de önemli hizmetler sunmaktadır. Kaynak:Gümüşhane Valiliği İl Kültür ver Turizm Müdürlüğü Gümüşhane Gezi Rehberi-8
Kaşkar Dağları Dağ 3.932 m.
Kelkit Ovası Ova 1.450 m - 1.750 m.
Kostan Dağı Dağ 1.800 m - 2.700 m.
Kuşakkaya ve Alemdar Tepesi Dağ 2.000 m civarında.
Pöske Dağı Dağ 10800 m ile 2.700 m.
Soğanlı Dağı Dağ 2.330 m.
Şiran Ovası Ova 1.250 m - 1.500 m.
Tersun Dağı Dağ 1.800 m ile 2.700 m
Teslim Dağı Dağ 1.800 m ile 2.700 m arası
Tomara Şelalesi Şelale dağın eteğinden 40 ayrı yerden çıkar. Genişliği: 15 m. Yüksekliği: 25 m.
Vauk Dağı Dağ 1.800 m- ile 2.700 m.
Zigana-Trabzon Dağları(Çakırgöl Tepesi) Dağ 2,193 - 2,500 m. Çakırgöl Tepesi: 3.063 m.
    İklim
    İklim
    Gümüşhane, her yönüyle olduğu gibi iklim özellikleri bakımından da Doğu Anadolu ile Karadeniz Bölgesi arasında bir geçiş teşkil etmektedir. Yüksek Zigana dağlarıyla  Karadeniz’in bunaltıcı nemli havasına set çeken, Kop engeliyle de Doğu Anadolu’nun şiddetli soğuklarının gelmesini engelleyen Gümüşhane dünya üzerinde ender yörelere sahip olan hoş bir iklime sahiptir. İlimiz, Doğu Karadeniz Bölgesi’nin iç kısmında 39 – 41 derece doğu boylamları, 40-41° kuzey enlemleri arasında karasal bir iklime sahiptir.
    ...Devamını Oku
    Bitki Örtüsü



    Gümüşhâne topraklarının % 40’ı çayır ve mer’alarla, % 26’sı ekili dikili yerler ve % 22’si orman ve fundalıklarla kaplıdır. İlin kuzey kesimi bitki örtüsü yönünden oldukça zengindir. Harşit Vâdisinde 1500 m yüksekliklere kadar yapraklı ağaçlardan meydana gelen ormanlarla kaplıdır. Gümüşhane'nin 2.100 m rakımına kadar olan kısımlarında; çam,köknar,ladin,mazı,meşe,titrek kavak ve özbek kavağı,büyük yapraklı ıhlamur,dağ akça ağacı,aksöğüt,adi ceviz, sakallı kızılağaç, kiraz,yaban elması,mahlep,sarıçam,katran ardıcı,bodur ardıç, boyacı sumağı,erik ılgın,yabani fındık,kuşburnu,alıç ve bir çok odynsu bitki bulunmaktadır.Merkezde; Peygamber çiçeği,ablan otu,başlık otu, saman çiçeği,bodur mazı bir çok otsu ve endemik bitki bulunmaktadır.

    ...Devamını Oku
    Ortalama Sıcaklık Nem
    İl Merkezine Uzaklık: 71 km İl Merkezine Ulaşım: Karayolu İlçe Nüfus Bilgisi: 13.219 İlçe Yüzölçümü: 1.412 rakım. Bağlı Belde Belediye Sayısı: 7 Mahalle Sayısı:20 Bağlı Köy Sayısı: 77 Kelkit, doğusunda Köse, Batısında Şiran, Kuzeyinde Gümüşhane’nin merkez ilçesi, Güneyinde Erzincan ile çevrilidir. Genellikle düz bir arazi yapısına sahiptir. Tarıma elverişli; Özlüce Vadisi ve Koşmaşat Vadisi bulunmaktadır. Kelkit Çayı, Çimen Dağları’ndan çıkan ve Yeşilırmak’ı besleyen en büyük koldur. Kelkit, iklim olarak Doğu Karadeniz ile Doğu Anadolu Bölgesi arasında bir iklim geçişi teşkil eder. Yazları kurak, kış ve bahar ayları yağışlı geçer. Ekonomide büyük yeri tarım ve hayvancılık kaplar. İlçede genel olarak mera hayvancılığı yapılmakta ise de, son yıllarda ahır besiciliğine yönelik hayvancılık yapılmaya başlanmıştır. İlçede el sanatları olarak ‘zilli kilim’ üretilmektedir. Zilli kilimlerin tarihi Orta Asya’ya dayanmaktadır. Kilimden günümüzde tek parça halinde çok büyük ebatta üretilmelerine rağmen seccade kilimleri de çok nadir örneklerdendir. Zilli kilim dokumacılığı heybe, yastık, yolluk, duvar süsleri, nazarlık, isimlik, seccade olarak üretilmektedir. İlçenin simgesi haline gelen zilli kilim dokumacılığı da son yıllarda istihdam ve hediyelik ürün olarak büyük önem arz etmektedir. Kaynak: Gümüşhane Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Gümüşhane Gezi Rehberi-8
    ...Devamını Oku
    İl Merkezine Uzaklık: 46 km İl Merkezine Ulaşım: Karayolu İlçe Nüfus Bilgisi: 3.299 İlçe Yüzölçümü: 500 Km² Bağlı Belde Belediye Sayısı: 2 Mahalle Sayısı:7 Bağlı Köy Sayısı: 13 Cumhuriyet Dönemi’nde Gümüşhane'nin il yapılmasının (1924) ardından Kelkit Kazası’na bağlı bir bucak merkezi haline getirilmiştir. Köse, 1954 yılında belediye, 3392 sayılı kanunla da 19.06.1987 tarihinde ilçe olmuştur. Salyazı Beldesi ve köylerin kuruluşları konusunda da kesin bilgilerin bulunmamasına rağmen, Türk kültürünün dışında daha önce yaşamış olan milletlere ait iz ve eserlere rastlamak mümkündür. Köse, Gümüşhane il merkezinin Güneyinde olup, 39-40. boylamlar ile 40-41. enlemler arasında yer alan Kelkit Çayı Vadisi’nde kurulmuştur. Kuzeyde Gümüşhane il merkezi, Doğuda Bayburt il merkezi, Batıda Kelkit ve Güneyde Bayburt ili ve Kelkit ilçesi yer almaktadır. Deniz seviyesine göre ortalama yüksekliği 1.650 m civarında olup, yüzölçümü 500 km2'dir. Köse, iklim olarak Doğu Karadeniz ile Doğu Anadolu Bölgesi arasında bir iklim geçişi teşkil eder. Yazlar kurak, kış ve bahar ayları yağışlı geçer. İlçenin ekonomisinde büyük yeri tarım ve hayvancılık almaktadır. Bunun yanı sıra nakliyecilik ve yolcu taşımacılığı, ticaret ve madencilikte belli ölçülerde yapılmaktadır. Kaynak: Gümüşhane Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Gümüşhane Gezi Rehberi-8
    ...Devamını Oku
    İl Merkezine Uzaklık: 55 km İl Merkezine Ulaşım: Karayolu İlçe Nüfus Bilgisi: 2.901 İlçe Yüzölçümü: - Km² Bağlı Belde Belediye Sayısı:2 Mahalle Sayısı:7 Bağlı Köy Sayısı: 70 İlçe ile ilgili özel olarak, arkeolojik araştırmalar yapılmamış olmakla birlikte, Kürtün çevresinde görülen kale harabeleri ve zaman zaman tarım çalışmaları sırasında yeraltından çıkarılan harabe bina kalıntıları dikkate alındığında, bu yörede yaşam, milattan önceki yıllardan beri var olduğu kanaatini uyandırmaktadır. Hitit Devleti’nin yıkılışından sonra Urartu hâkimiyetine girdiği tahmin edilmektedir. Fatih Sultan Mehmet Dönemi’nde, Trabzon Sancağı sınırları çiziminde, Kürtün ismine rastlanılmaktadır.Çeşitli tarihi kaynaklarda Kürtün, 1461 yıllarında beylik olup ilk Osmanlı - Akkoyunlu Antlaşması’yla (Yassı Çimen Antlaşması), iki devlet arasında tampon bölge olarak kaldığı belirtilmektedir. Kürtün’ün, Osmanlılar zamanındaki ismi Kürtün Cezere olup Cezere denilen yerin Kürtün bölgesinin idare merkezinde bir kale olduğu, Sinan Bey’in Trabzon’daki ‘Kulaklı Çeşme’ kitabesinden anlaşılmaktadır.Fatih’in Trabzon’u 1461 yılında fethinden sonra, Gümüşhane ile birlikte Trabzon’a bağlanmıştır. Cumhuriyet Dönemi’nde, Gümüşhane’nin 1925 yılında müstakil il olması sonucu olarak Kürtün de, Torul’a bağlı olarak Gümüşhane’ye bağlanmıştır. Daha sonraki yıllarda ilçe statüsünü kazanmıştır. Kürtün’ün kuzeyinde Giresun’a bağlı Çanakçı ilçesi, kuzeydoğusunda Trabzon İli Maçka, Şalpazarı ve Tonya ilçeleri, doğusunda Torul ilçesi, güneyinde ise Giresun’a bağlı Alucra, batısında Doğankent ilçesi yer alır.İlçede, iklim olarak Doğu Karadeniz ile Doğu Anadolu Bölgesi arasında bir iklim geçişi teşkil eder gibi görünse de, son yıllarda yapılan Kürtün Barajı etkisiyle, ilçede daha çok Karadeniz Bölgesi’nin iklim tipi hüküm sürmektedir.İlçenin ekonomisinde tarım ve hayvancılık kısıtlı olarak yapılmaktadır. Son yıllarda ise Kürtün Baraj Gölü’nde kafes balıkçılığı gelişmeye başlamıştır. İlçede, el sanatları olarak ‘ipek halı’ üretilmektedir. İpek halı dokumacılığı, 1980 yılından sonra İzmit ve çevresinde oturan yöremiz insanları tarafından ilçemizde oturan vatandaşlarımıza öğretilmesi yoluyla başlamış olup, ilerleyen zamanlarda İlçe Halk Eğitim Merkezi’nce açılan kurslarda daha yaygın hale gelmiştir. Yörede, ipek halı dokumacılığı hemen hemen her evde yapılabilmektedir. İpek halı dokumacılığı için halı tezgâhı, makas, kirkit gibi araçlar gereklidir. 60 x 120 cm’lik bir halı için 4 kg ipek ipi kullanılmaktadır. Bir halı iki kişi tarafından iki ayda dokunabilmektedir. Diğer yandan, ilçenin büyük bir alanının ormanlarla kaplı olması nedeniyle, yöre insanının el sanatlarına yatkınlığı ağaç işlemeciliğini gündeme getirmiştir. İlçede, ağaç işlemeciliğinin yanında demir işleri, örgü işleri ve sarı işleri el sanatları da yapılmaktadır. Üretilen bu eşyalar turistik bölgelerde, yayla şenliklerinde ve yöre pazarlarında doğrudan tüketiciye sunulmaktadır. Kaynak: Gümüşhane Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Gümüşhane Gezi Rehberi-8
    ...Devamını Oku
    İl Merkezine Uzaklık: 105 km İl Merkezine Ulaşım: Karayolu İlçe Nüfus Bilgisi: 7.511 İlçe Yüzölçümü: 992 Km² Bağlı Belde Belediye Sayısı: 2 Mahalle Sayısı:11 Bağlı Köy Sayısı: 30 Şiran, Gümüşhane’nin en eski ilçelerinden biridir. Evliya Çelebi’nin Seyahatname-si’nden öğrendiğimize göre ilçe merkezi Erenkaya Köyü’nde iken, 1800’lü yıllarda bugünkü ilçe merkezine taşınmıştır. Şiran, Farsça bir kelime olup, ‘aslanlar’ anlamına gelmektedir. 1921 yılında bağımsız sancaklar il olunca, Gümüşhane Bağımsız Sancağı da il oldu. 1925’te Şiran ilçe statüsü aldı. İlçe deniz seviyesinden 1.311 m yüksekliktedir.İlçenin kuzeyinde bulunan Tersun Dağları, doğudan Batıya doğru uzanır. Güneyinde Çimen Dağları, Doğusunda Çilhoroz Dağı ile üç tarafı kapalı açık hilal gibi görünmektedir. İlçenin en önemli akarsuyu Kelkit Çayı’dır. Kelkit Çayı, ilçenin Doğu - Batı doğrultusunda, Güney yönünden geçer. Ayrıca Akbulak Deresi, Yukarıkulaca Deresi, Yeşilbük Deresi, Karaca Suyu, Zunzurt Suyu, Kelkit Çayı’na karışan akarsulardır. İlçenin iklimi; Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu Bölgeleri iklimi arasında bir geçiş iklimi özelliği arz etmektedir. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı geçer. İlçede, el sanatları olarak bütün köylerinde el tezgâhlarında dokunan ‘ala kilim’ yöremiz el sanatları içinde önemli bir yere sahiptir. Ala kilimin iğmeleri keçi kılından, örgüsü yünden, tabii kök ile boyanmış yün ipliklerden olup, çeşitli model ve motiflerden, ağaç tezgâhlardan genel olarak 1,5 x 3 ve 3 x 4 ebatlarında dokunmaktadır. Kaynak: Gümüşhane Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Gümüşhane Gezi Rehberi-8
    ...Devamını Oku
    İl Merkezine Uzaklık: 20 km İl Merkezine Ulaşım: Karayolu İlçe Nüfus Bilgisi: 5.823 İlçe Yüzölçümü: 1049 Km² Yüksekliği : 950 m’ Bağlı Belde Belediye Sayısı: 2 Mahalle Sayısı:11 Bağlı Köy Sayısı: 36 Trabzon - Gümüşhane - Erzurum karayolu üzerinde bulunan ve MÖ kurulduğu anlaşılan Torul, tarihi öneme haizdir. IV. Haçlı Seferi sırasında Trabzon’u ele geçiren Cenevizliler, Torul’u da alarak ilçenin birçok yerinde kaleler ve haberleşmede kullanılan ateş kuleleri inşa etmişlerdir. Torul Kalesi de bunlardan birisidir. Orta Khaldiya olarak anılan Torul madenleri ve ormanlarıyla ün yapmış olup sarp ve geçit vermeyen kayalıkları nedeniyle sığınma yeri olmuştur. Sellay Clavijo, yörede eşkıyalar tarafından yollarının kesildiğini ve yolculardan zorla para alındığını anlatmaktadır. Bölgede, Türkler ilk defa 1048 yıllarında doğudan gelen Türkmen kitleleriyle görülmüştür. Orta Asya’dan başlayan kitle halindeki göçler münasebetiyle çeşitli Türk oymakları genellikle batıya doğru ilerlemişlerdir. Bölgeye gelen ilk Türk boyu Çepniler’dir. Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey’in kuzeydoğu seferi sırasında otağını Torul’da kurmasına izafeten önceden Ardasa diye anılan ilçeye, Torul denmeye başlanmıştır.19. yüzyılın ilk senelerinde yazıldığı anlaşılan Osmanlı Devleti’nin idari taksimatına dair bir defterde Gümüşhane’nin nahiyesi olarak gösterilmiştir. 1886 tarihli salnamede Torul, Gümüşhane Sancağı’nın kazası olmuştur. 1890’da Trabzon’un kazası olarak gösterilen Torul’da, 1893’de yapılan sayım sonuçlarına göre 36.137 kişi olup Gümüşhane Sancağı’nın en büyük kazasıydı. Cumhuriyet Dönemi’nde Gümüşhane’ye bağlı bir ilçe merkezi olmuştur.Gümüşhane’nin merkez ilçesinin batısında yer alan Torul, kuzeyinde Trabzon, güneybatısında Giresun ile batıda Kürtün, güneyinde şiran ile komşudur. Harşit Çayı kenarında ve Trabzon - İran Transit Yolu üzerinde kurulu olan ilçe, dağlık bir arazi yapısına sahiptir. İlçede, iklim olarak Doğu Karadeniz ile Doğu Anadolu Bölgesi arasında bir iklim geçişi teşkil eder gibi görünse de son yıllarda yapılan Torul Barajı etkisiyle ilçede daha çok Karadeniz Bölgesi’nin iklim tipi hüküm sürmektedir.Geniş ve zengin ormanlara sahip Torul’da, ormancılığın köylünün iktisadi hayatında önemli rolü vardır. İlçede kısıtlı olarak hayvancılık, halkın geçim kaynaklarında önemli yer tutar.İlçenin büyük bir alanının ormanlarla kaplı olması nedeniyle, yöre insanının el sanatlarına yatkınlığı ağaç işlemeciliğini gündeme getirmiştir. İlçede yayık, kova, külek, sofra, kaşık ve oklava gibi el sanatları evlerde kurulu bulunan küçük atölyelerde imal edilmektedir. Kaynak: Gümüşhane Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Gümüşhane Gezi Rehberi-8
    ...Devamını Oku
      Demiryolu
      Demir Yolu Ulaşımı: İl de Demiryolu bulunmamaktadır. En yakın Demiryolu: Gümüşhane - Erzincan: 148 km.
      ...Devamını Oku
      Havayolu
      Hava Yolu Ulaşımı: Şehirde hava limanı ulaşımı yoktur. En yakın hava alanları: Gümüşhane -Trabzon: 100 km Gümüşhane -Erzincan: 148 km Gümüşhane -Erzurum: 210 km
      ...Devamını Oku
      Karayolu
      KOMŞU İLLERE ULAŞIM OLANAKLARI: Gümüşhane - Trabzon : 100 km Gümüşhane - Giresun : 235 km Gümüşhane - Bayburt : 78 km Gümüşhane - Erzincan : 145 km Gümüşhane - İstanbul : 1.108 km Gümüşhane - Ankara : 788 km İLDEKİ OTOBÜS TERMİNALİ İLETİŞİM BİLGİLERİ: Belediye Otogarı Merkez / Gümüşhane TOFED Gümüşhane Şubesi Tlf: 0456 213 1930 KAYNAK: 1-Gümüşhane Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Gümüşhane Gezi Rehberi 2- Türkiye Otobüscüler Federasyonu Gümüşhane Şubesi.
      ...Devamını Oku

      Konum Bilgileri

      Haberler ve Duyurular TÜMÜ

      Kültür AtlasıTÜMÜ